Bir Cumhuriyet Kızı-I

Leyla Neyzi

Emekli bir ilkokul öğretmeni olan Bedriye Yersu, ablasıyla birlikte Etiler`de bir apartman dairesinde oturuyor. Yaşamının eksenini kızkardeşinin torunları oluşturmakta. Ama yıllar önce, çiçeği burnunda bir ilkokul öğremeni olarak on yedi yaşında köy yaşamıyla tanılır Bedriye öğretmen.

Yıllarca Trakya`nın köylerinde öğretmenlik yapan Bedriye Yersu, köylülerle kurduğu sıcak ilişkileri aktarırken, bir yandan da köyü dönüştürmeye yönelik çalışmalarını anlatıyor. Bu iki çaba zaman zaman birbiriyle çelişse de, kuşağının ve mesleğinin birçok mensubu gibi, Bedriye Yersu da misyonuna canı gönülden inanmış bir öğretmen.

Şey Sait İsyanı

Söze, "biz bir subay ailesiyiz" diyerek başlayan Bedriye öğretmen, 1922`de Fatih`te doğar. Ailesinin geçmişi hakkında fazla bilgisi yok. kalabalık bir aile olmakla beraber, aile büyüklerinin birbiri ardına öldüğünü, kalanların da yaşam mücadelesi vermekten geçmişi düşünemediklerini söylüyor.

Babasının ailesi, Edirne`nin yerlisi. Ailenin "su yolcuları" diye bilindiğini, su işlerinde görevli olduklarını düşünüyor. Soyadları da bunun izlerini taşıyor. Bedriye Yersu`nun babası, 1890 doğumlu. Aile, oğulları Osman`ı Edirne`den hafız olarak yetiştirir. Sonra da onu askeri okulda okutmak için, İstanbul`a taşınır. Makineli tüfek yüzbaşısı olan Osman, Çanakkale Savaşı`nda başarılı bir subay olarak kendini kumandanlarına sevdirir. Bomba atmadaki maharetinden dolayı "Bombacı Osman" olur lakabı. Savaşta ağır yaralanır. Kafasına bir şarapnel parçası girer. Osman ölmemiş, ama ağır yaralıdır. Ameliyat sırasında ölmesi mümkündür. Doktor Mazhar Osman, "rahat bir hayat sürersen kırk beş yaşına kadar yaşarsın" deyince ameliyattan vazgeçerler.

Bedriye Hanım`ın annesinin babası, dokuz yaşında Romanya`dan muhacir olarak gelir. Büyükada`da faytonculuk yapar, sonra Kadıköy`e yerleşir. Kızı Fevziye, 1897 doğumlu. Zaman içinde, Fevziye`yi komşularının oğlu olan Osman Bey`e verirler. Dört kız çocukları olur: Hayriye, Hamdiye, Bedriye ve Lütfiye. Bedriye Hanım`ın ilk hatıraları Diyabakır`dan. Şeyh Sait isyanı sırasında, babasının görevi dolayısıyla aile oradadır. Urfa kapısına yakındır evleri. Babasının kaleden dürbünle aşağıda toplanan isyancıları gösterdiğini anlatıyor. Askerlerin kapılarına işaret konulduğu, katledilecekleri söylentileri dolaşır. Osman Bey, kaleye giderken ailesini bodruma saklar. Emir erine, saldırıya uğrarlarsa ailesini öldürdükten sonra kendini vurmasını, teslim olmamasını emreder. İsyan bastırıldıktan sonra ise, Bedriye`yle kızkardeşlerine, ibret olarak teşhir edilen asılmış isyancılar gösterilir.

Bombacı Osman, yaralandıktan sonra çok asabi bir insan olmuştur. Bedriye Hanım, çok hareketli bir çocuk olduğunu, fakat babası eve geldiği zaman sessiz olmak zorunda kaldığını anlatıyor: "Babam gelince hemen pisi gibi otururuz. Saniyede açılmalı kapı!" Baba genç yaşta emekli olunca aile İstanbul`a döner. Yolda eşkiyaların cirit attığını, kendilerinden sonra gelen kafilenin Mardin civarında soyulduğunu anlatıyor Bedriye Hanım. İstanbul`da önce Piyerloti`de, sonra da Şehzadebaşı`nda otururlar.

Bombacı Osman, arkadaşı Agah Sırrı Levent ile birlikte İstiklal Lisesinin yönetimini üstlenir. Okulda matematik ve Türkçe öğretmenliği yapar. Okulun binası, önce Piyerloti`de, sonra da Şehzadebaşı`nda  bugün Belediye binasının olduğu yerdedir. Burada karşılıklı iki konağın biri okul, biri evleridir. Bedriye Hnaım, Piyerloti`de otururlarken yoldan geçen satıcıları anımsıyor. Uzun sepeti olan bir satıcı, "yağ var, yumurta var, halis çekilmiş kahve var" diye seslenerek geçer. Sütçü, keçilerini isimleriyle çağırarak sağar. Bir meczup ise, sadece on para için dilenir, başka para almaz.

Beyazköy`ün Öğretmeni

Osman Bey öleceğini hissedince, bütün mallarını satarak ailesini memleketi Edirne`ye nakleder. 1935 yılında kırk beş yaşındayken ölür. Ailesi, okumakta olan dört kız çocukla ortada kalır. Bedriye anım, Edirne`de komşuları olan bir çingene kadının, onlara ölen babalarını gösterdiğini ve cenazeyi kaldırmakta aileye yardımcı olduğunu hatırlıyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu`da köyden köye kaçarken hastalanmış olan amcaları, Edebiyat Fakültesi`ni bitirdikten kısa süre sonra ölür. Onlara akrabaları olan ve camide imamlık yapan Hafız İzzet yardım eder.

Annesi Bedriye`yi Edirne Kız Öğretmen Okulu`na yatılı olarak yazdırır. Ablası Hayriye ise, Edirne Lisesi`nin ilk kız mezunu olur.

Bedriye Hanım, 1939 yılında Edirne Kız Öğretmen Okulu`ndan mezun olur. Henüz on yedi yaşındadır. Tekirdağ`ın Saray kazasının Beyazköyne tayin olur:

İstanbulluyuz. Köy nedir bilmiyoruz. Küçükkenm, trenle Edirne`ye giderken annemize, "bu düzgün yerler nedir" diye sorardık. "Tarla kızım" derdi. Elimize atlası aldık. Ben hayal ediyorum. Tekirdağ`ın kenarı deniz. Beyaz beyaz evleri olan bir köy düşlüyorum.

Kaynak: İstanbul`da Hatırlamak ve Unutmak / Leyla Neyzi / Tarih Vakfı Yurt Yayınları / S:170-173

Paylaş:

İstanbul Fotoğrafları İstanbul Tarihi İstanbul Müzeleri Dini Mekanlar Tarihi Eserler İstanbul İlçeleri Daha Fazlasını Göster

SAYFAYI PAYLAŞIN

Facebook Twitter İnstagram Pinterest Mesaj Email
KAPAT

HAKKIMIZDA

Hakkımızda iletisim Yasal Uyarı Reklam Android Apple
KAPAT