Nüfus:
231.900 (2000)
Beyoğlu, İstanbul'un Avrupa yakasındadır. İstanbul'un ilk yerleşim yerlerinden biridir. Tarihte, "Karşı yaka" anlamına
gelen "Pera" adıyla bilinmektedir. Beyoğlu sınırları içindeki Galata, Bizans döneminde daha çok Cenevizliler'in yaşadığı
bir bölgeydi.
Beyoğlu, 1924 yılında idari yapı
içinde İstanbul'un bir ilçesi olarak yer almıştır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Beşiktaş ve Şişli'yi de idari olarak içinde barındıran Beyoğlu 1930 yılında Beşiktaş ilçesinin
kurulması, ardında da diğer idari tasarruflar sonunda bugünkü durumuna gelmiştir.
İlçe, kuzeyde Eyüp, Kağıthane, Şişli ve Beşiktaş'a, güneyde ise Fatih ve Eminönü ilçelerine komşudur. Beyoğlu'nun
Boğaz'ın Anadolu yakasındaki komşusu ise Üsküdar'dır.
Beyoğlu adının ortaya çıkışına
ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan
birisine göre; Beyoğlu adı, Fatih Sultan Mehmed zamanında
Pontus prenslerinden Aleksios Komnenos’un islamiyeti
kabul ederek burada oturmasından kaynaklanır. İkincisine
göre ise; burada oturan Pontus prensi değil, Kanuni
zamanındaki Venedik elçisi Andre Giritti’nin oğlu
Luigi Giritti’dir. Türkler’in “Bey Oğlu” diye
andıkları bu adam, elçinin bir Rum kadınla
evlenmesinden dünyaya gelmiştir. Oturduğu konak da
Taksim yakınında bir yerdedir. Diğer birine göre
ise; Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada oturan
Venedik elçisine yazışmalarda Beyoğlu dendiği için
bu semt de Beyoğlu adını almıştır.
Beyoğlu
ilçesi günümüzde, 45 mahalleden ve yaklaşık 225
bin yerleşik nüfustan oluşan bir yerleşim yeridir.
İş, eğlence ve kültür merkezi olması nedeniyle bu
ilçe sınırları içerisindeki gündüz ve gece nüfusu
birkaç milyonu bulmaktadır. Bazılarına göre Beyoğlu,
Karaköy’den Taksim’e kadar uzanan bölgedir. Bazılarına
göre de, Tünel Meydanı’ndan Taksim’e uzanan bölümden
ibarettir.
>
İlçedeki tiyatrolar, gazinolar, içkili eğlence yerleri, bugünkü durumu da hesaba katarsak sinema salonları ve kültür merkezleri
İstanbul'un diğer ilçe ve semtlerinden daha yoğundur.
Aynı zamanda yabancı elçiliklerin de yoğunlaştığı bir semt olan Beyoğlu'nun esas ahalisi Avrupa kökenli levantenler olmuştur.
Beyoğlu'nun mimarisi de öteden beri batılı tarzda gelişmiştir. Beyoğlu ve çevresinde İstanbul'un diğer yerlerinden daha çok
sayıda kilise ve sinagog da bulunmaktadır.
Kılık,
kıyafet ve yaşam tarzı ve binalar açısından bütün
halinde Türkiye ölçeğinden farklı bir yaşam ve görüntünün asıl yoğunluk kazandığı
yer, kuşkusuz, Beyoğlu olmuştur. 1860-1864 arasında
Aşıklar ve Ayazpaşa mezarlıkları kaldırırılmış,
Galata surları yıktırılmış, yeni caddeler ve
sokaklar açtırılmış; yangınların önlenebilmesi için
ahşap bina yapımı yasaklanmıştır. 1873’de
Galatasaray’ı Beyoğlu’na bağlayan Tünel açılıp
hizmete girmiştir. 1913’te ise Beyoğlu-Şişli arasında
elektrikli tramvaylar hizmete girmiştir. Osmanlı’dan
Cumhuriyet’e geçildiğinde de Beyoğlu’nun yerleşme
alanı Teşvikiye ve Maçka’dan Beşiktaş’a, Şişli
ötelerine, Haliç ve Boğaziçi yamaçlarına uzandı.
Bu gelişme sırasında konutlar yavaş yavaş iş
yerlerine dönüştü. Önceleri adı Cadde-i Kebir iken
Cumhuriyetten sonra İstiklal Caddesi denilen ana yol
boyunca mağazalar, bankalar, kahvehaneler, tiyatrolar,
sinemalar, pastaneler ve eğlence yerleri açıldı. Bu
gelişme Halaskargazi Caddesi boyunca Şişli’ye doğru
sürdü.
Dünyada yeraltında yapılan raylı ulaşım denemelerinin ilk örneklerinden olan Tünel de 19. yüzyılın ikinci yarısında Beyoğlu'nda
tesis edilmiştir.
Cumhuriyet'ten sonra, büyükelçiliklerin Ankara'ya nakledilmesi, varlık vergisi konulduktan sonra bir çok gayrimüslim vatandaşın Türkiye'yi
terk etmesi, İsrail'in kurulması üzerine çok sayıda yahudi'nin İsrail'e göç etmesi, bölgedeki garimüslim nüfusun azalmasına
yol açmış, nüfus dengesi müslümanlar lehine değişmiştir.
Bugün Beyoğlu ilçesinin sınırları
içerisinde çok sayıda önemli kurum ve mekan
bulunmaktadır. Bunların arasında; Fındıklı’daki
Mimar Sinan Üniversitesi, Taksim Meydanı’ndaki Atatürk
Kültür Merkezi, Kasımpaşa’daki Kuzey Deniz Saha
Komutanlığı, Sütlüce’deki Tophane-i Amire ( Koç
Sanayii Müzesi), Aynalıkavak Kasrı, İstiklal
Caddesi’ndeki İstanbul Sanayi Odası, Yapı Kredi Kültür
ve Yayıncılık, Çiçek Pasajı, Balık Pazarı,
Aksanat, çok sayıda sinema, Muammer Karaca Tiyatrosu,
Tünel ve Tramvay ulaşımı, Galata’daki Galata
Kulesi de
bulunmaktadır.
Tarihi ve Turistik Mekanları: ,
Lengerhane - Rahmi M. Koç Müzesi: Hasköy'de,
Tersane-i Amire'ye bağlı bir kuruluş olan Lengerhane,
Osmanlı donanmasının kalyonlarında kullanılan büyük
çapaları dökmekte kullanılıyordu. Uzun yıllar başka
amaçlarla da kullanılan yapı 1990'larda Rahmi Koç'un
girişimiyle yeniden işlevlendirilmiş ve bir endüstri
tarihi müzesine dönüştürülmüştür.
Aynalıkavak Kasrı: İstanbul'un en büyük üç
sarayından biri olan Tersane Sarayı'nın günümüze
ulaşan tek yapısı Aynalıkavak Kasrı'dır. I.Ahmed'in,
Okmeydanı ve Eyüp Sultan'a yakınlığı nedeniyle
1614'te yaptırdığı ilk kasırda Sultan (Deli) İbrahim
doğmuştur. Sultan İbrahim büyüdükçe, yeni yeni
binalar yaptırarak burayı Tershane Sarayı haline dönüştürür.
1678 yangını sonrasında, onarımlar ve düzenlemeler
ile yeni köşkler, kasrlar eklenir. Bu yeni
eklenenlerden birisi Aynalıkavak Kasrı'dır.
Okmeydanı Menzil Taşları: Fatih'in İstanbul
kuşatmasında otağın kurulduğu yer olarak söylenen,
Haliç yamaçlarındaki büyük bir arazi, Fetih'ten
sonra vakıf arazisi olarak on dokuz sınır taşıyla
belirlenmiş ve II. Bayezid'in 1490'da buraya “Tekke-i
Tirendazan” (Ok Meydanı Tekkesi) yaptırmasından
sonra da bu büyük alana “Okmeydanı” denilmiştir.
Piyale Paşa Cami: 1570'lerde, Kasımpaşa'nın
arkasındaki vadide, kimselerin yaşamadığı kırsal
bir kesimi yerleşime açmak amacıyla, Piyale Mehmed Paşa;
cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, türbe, çarşı,
hamam ve sebilden kurulu bir külliye yaptırmıştır.
Günümüze ise yalnızca cami ve türbe erişebilmiştir.
Arap Cami: Galata kentsel dokusunda beton bloklar
arasında, sivri külahlı hayli yüksek kare biçimli
kulesiyle hala fark edilebilen Arap Camii; Fetih öncesinden
kalan İstanbul'un tek gotik kilisesidir.
Galata Köprüsü: Altın Boynuz'un (Hrisokeras-Haliç)
ayırdığı Konstantinopolis'in İki yakasını bağlayan
ilk köprünün, V.yy'da Blahernai Surları yakınında
Ayvansaray'da yapıldığı bilinmektedir.
Karaköy Palas: Karaköy Palas döneminin önde
giden mimarlarından İstanbul doğumlu Levanten Guilio
Mongeri'nin 1910'ların sonlarında gerçekleştirdiği
bir deneme olarak, yakın dönem mimarlık tarihimizde
yerini almış bulunmaktadır.
Osmanlı Bankası: Galata kentsel dokusu içinde,
özgün biçimini yıllar önce yitiren anıtsal bir yapı,
yüzyılı aşkın bir süredir Osmanlı Bankası olarak
tanınıp, tek bir yapıymış gibi algılansa da, aslında
iki ayrı kuruluşun yönetim merkezi olarak tasarlanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu Tütün Rejisi Şirketi ve
Osmanlı Bankası.
Komando Merdivenleri: 1850'lerde Galata'nın
anacaddesi olan “Voyvoda” Caddesi çevresindeki
bankerlerin en önemlilerinden birinin, Avram
Kamondo'nun bankasının bulunduğu Rue Camondo (günümüzdeki
Banker Sokağı) ile daha aşağıda kalan Voyvoda
Caddesi'ni bağlayan, geç barok çağrışımlı küçük
şirin bir merdiven yaptırılmıştır: Kamondo
Merdivenleri.
Terziler (Tofre Begadim) Sinagogu: Galata'da, Yüksekkaldırım'a
bağlanan yan sokaklardan biri (Banker Sokağı) üzerindeki
“Askenaz” cemaatine ait Terziler (Tofre Begadim)
Sinagogu; İstanbul'un en eskisi olmasa da, en ilginç
sinagoglarından biridir.
İngiliz Bahriye Hastanesi: Batılı mimarların,
Doğu kentleri için tasarladıkları yapılarda
sergiledikleri çok farklı davranış biçimlerinin,
belki de en aykırı ucuna konabilecek bir yapıdır, İngiliz
Bahriye Hastanesi.
Galata Kulesi: Fetih'e kadar iki yüz yılı aşkın
bir süre boyunca hemen hemen bağımsız bir Ceneviz sömürge
kenti olan Galata'nın birkaç kez büyütülen kentsel
savunma sistemindeki yirmi dört kuleden ayakta
kalabilen tek ve en anıtsal olanı bu kuledir.
Tophane-i Amire: Tophane-i Amire yüzyıllar boyu
üretime yönelik bir endüstri kuramayan Osmanlılar'da
savaş endüstrisine yönelik yapıların
ilklerindendir.
Galata Mevlevihanesi: XIII. yy'da Mevlevi
Celaleddin-i Rumi'nin kurduğu Mevlevi tarikatı, İstanbul'un
fethinden sonra geçici bir süre Vezneciler'deki
Kalenderhane'de yer aldıktan sonra, 1491'de Galata
Surları dışındaki bağ ve bahçeler arasında
“asithane”sini kurmuştur.
Botter Apartmanı: 1890'ların Art Nouveau akımı,
çok geçmeden her yönüyle Levanten ve yabancılar
aracılığıyla İstanbul'da da yaygınlaşmıştır.
Bir modacının (Jean Botter), o günlerin gözde mimarına
(Raimondo D'Aronco), Pera'nın en ünlü caddesinde yaptırttığı
apartman da, elbette ki bu modanın en seçkin örneği
olacaktır: Casa Botter.
Pera Palas: Otel uzun yıllar boyunca İstanbul'un
en ünlü, en lüks oteli olma özelliğini sürdürmüştür.
Cumhuriyet döneminde salonlarında balolar düzenlenmiş
yabancı konuklar ağırlanmıştır.
Saint Antoine Apartmanı: Grande Rue de Pera'da
1900'lerin başında çağdaş akımları yansıtan
apartmanlardan hayli farklı, bir Kuzey İtalya kentinde
yer alabilecek, plazzetto görünümünde büyük bir
apartmandır. “Fransisken” mezhebine bağlı San
Antonio Kilisesi'nin “akar” (kira getirici) apartmanıdır,
ama çoğunlukla Pera'nın kültür dili Fransızca karşılığıyla
tanınır: Saint Antoine Apartmanı.
El-Hamra Hanı: Elhamra Hanı'nın 1920'lerde yapılıp
yapılmadığı veya eskiden beri var olan bir hanın
kapsamlı bir biçimde onarılıp, sadece ön cephesinin
yeniden düzenlenip düzenlenmediği hala açıklığa
kavuşturulamamıştır. Elhamra Hanı, Grande Rue de
Pera'nın, o dönemlerin seçmeci Doğu yönelimli tek
yapısıdır.
Taksim Cumhuriyet Anıtı: Zaferle sonuçlanan İstiklal
savaşı ve kurulan genç Cumhuriyet'in, Osmanlı'nın
eski “payitaht”ı olan İstanbul'a da benimsetilip
özdeşleştirilmesi amacıyla yaptırılmıştır.
Cihangir Cami: Osmanlı Hanedanı üyeleri, Fetih
sonrasında, kentin Beyoğlu yakasında uzun yıllar
boyu yapısal etkinliklere girişmemişlerdir. İlk kez
1559'da Kanuni ve Hürrem'in en küçük oğulları
Cihangir'in ölümünden sonra, Mimar Sinan'a küçücük
bir cami yaptırtılmıştır.
Alman Sarayı (Konsolosluğu): Beyoğlu'nda bağımsız
bir elçilik binasının 1553'te Fransızlar'ın yaptırmasından
sonra, diğer ülke elçilikleri de Galata ve Pera'daki
yapılara yerleşmeye başlamışlardır. Çoğunluğu
ahşap olan bu elçilikler defalarca yanıp, yeniden yapılır.
Yıllara Göre Beyoğlu
Nüfusu: 1997 (226.582), 1990 (229.000), 1985 (245.999),
1980 (223.360), 1975 (230.532), 1970 (225.850), 1965
(218.985), 1960 (216.425)
Beyoğlu Belediyesi:
Telefon: (0212) 252 77 55 (20 hat - pbx)
Faks: (0212) 252 11 00
Web Site:
E-mail:
|