İLKE İLTER BASIN BÜLTENİ
1 – 20 Kasım 2007 tarihleri arasında resimlerini ilk kez sanat severlerle buluşturacak olan İlke İlter’ in ilk sergisi Pi Artwork’ de . İlke İlter İzmir’ de 19 Eylül üniversitesinde halen öğrenimine devam etmektedir. İlke İlter derki : Özellikle son dönem çalışmalarımda, yüzeyi önemseyen, olabildiğince az müdahaleye yer verdiğim bir resim algısı oluştu. Tüm resimler bir öykünün başladığı ilk cümle ve o cümlenin algısının ilk anı gibiler. En azından üreticisi olarak benim için hisleri böyle. Elbette işleri okuyacaklar için uçları son derece açık. Neredeyse bir anda ve kendiliğinden ortaya çıkıverdi bu seri. Daha önce kararlaştırdığım, adını koyup bağlamını belirlediğim onca proje arasından fırlayıp, oluşumunda diretti.
“Bir Gün Ben” serisinde resmin peşinden koştuklarımdan çokta ayrılmadan aslında. Yine kurguyu öne çıkaran resim yüzeyinin tasarısına odaklı bir zihinsel süreçti. Küçüklük fotoğraflarıma atıfların yerine bu kez küçük takıntılı anları, tesadüfleri hedef aldım. Bazı form tekrarlarının, bazı renklerin, bazı boyama tavırlarının aynılığında ısrar ettim. Başlangıçta fon gibi algılanan bazı yüzeylerin üzerinde koşuşturan bazı imgeler planlıyordum. Sonuçta bazıları sadece fonlar, bazıları da imgeleriyle buluşmuş fonlar olarak son hallerini aldılar.
İlke İlter’ in resimleri üzerine Gülay Yaşayanlar’ ın yorumu söyle; İlke ilter’in resimlerinde, bazı simgesel motiflerle sık sık devreye giren ve çoğu zaman ucu açık bırakılan mekân olgusu, resmin tüm aurasına egemen olmakta ve çoğunlukla da resmin dışına taşan boyutlarıyla kendini hissettirmektedir. Bu yüzden İlter’in resmindeki gerçeklik duygusu, zaman zaman salt çizgi boyutunda devinerek, boşluğu meşru kılan bir yüzey organizasyonuna dönüşür. Burada dile gelen masumiyet ve dinamizm, çizgisel kıvrımları önceler gibidir. Benzer şekilde işlevsel çizgi- imgeler, kendi psişik sessizliğinde boşluğu sararken, resmin de yeni analitik malzemeleri olurlar sonuçta… Bu imgelerle beslenen algı ve deneyim çakışması, sanatçının bize önerdiği umudun ve hayal gücünün dilsel olanaklarıyla bir araya geldiğinde, artık imgelem gücü de meşru bir hal almıştır. Böylece tetiklenen çağrışımlar -sessizlik, korku ve ürküntü gibi- ard arda gelmektedir.
|