Burçin Büke ile müzik üzerine -3

Çok Yaşa Sağlık ve Sanat Festivali çerçevesinde konserini dinleyebileceğimiz, piyano virtüözü Burçin Büke ile söyleştik.

Paylaş:

Yorumlar:

istanbul.net.tr Ocak 15, 2014

Müzisyenlerin, diğer insanlara göre bedenen ve ruhen daha sağlıklı, daha hayata bağlı olduklarını gözlemliyoruz. Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?

Klasik bir laf vardır ya, `müzik ruhun gıdasıdır` diye...İşte ben bunu yaşım ilerledikçe anlamaya başladım. Mesela sol tarafımda, omzumun arkasında yirmi sene önce ağrı vardı, artık yok; ben piyano çaldıkça geçiyor bu ağrı. Niye biliyor musunuz? Aslında benim orada ağrım yok, psikolojik olarak `benim ağrım var` diye başlıyorum. Oysa bu ağrım piyano çalışınca geçti, yürüyüş yapınca geçti, koşunca, tenis oynayınca geçti. Metabolizmanın harekete ihtiyacı var, hareket çok önemli bir şey. Tembel insanlara katlanamıyorum ben. Oturup da sekiz saat televizyon seyreden insan var ve sonra bu insan "benim belim ağrıyor, benim kafam ağrıyor" diyor. Ağrır tabii, çünkü hareket yapmıyor hiç. Benim nefes alışlarım eskiden hızlıydı ya da çok yavaştı, şimdiyse kendimi bir ritmin içinde kontrol etmeye çalışıyorum. Kendimi daha iyi hissediyorum. Bazı şeyleri doktora gitmeden de öğreniyorum.
Çoğu piyanist sahneye çıkmadan önce heyecanlanır, ben müzikle heyecanlanıyorum, arada fark var. Sahne fobim yok. Ben sanatla sağlığın arasında çok büyük yakınlık görüyorum; sağlıksız olursanız sanat yapmanız mümkün değil ama sanat yaparak da sağlığı daha iyi bir seviyeye taşımak mümkün. Belki de ben müzik sayesinde ağrılarımın üstesinden geldim. Belki bana Rachmaninov`un ya da Bill Evans`ın müziği iyi geldi. Hissettiğim o tonlar, bastığım akorlar ağrılarımı alıyor hakikaten. Bazı insanlar bir sürü ilaç içer, ben bunları müzikle yendiğime inanıyorum.

Yalnızca çalarken değil müziği dinlerken de aynı şeyi hissediyor musunuz?

Tabii. Hatta dinlerken daha çok geçiyor ağrılarım. Ama bu sırf klasik müzik için değil, çok iyi olan, nitelikli müzikler için geçerli, bu popüler müzik de olabilir. Popüler müziği de tamamen karalamamak lazım, iyiler de var tabii. Bana daha yakın olanlar, Keith Jarrett, Bill Evans, Chet Baker, Horowitz`in bir yorumu, Richter`in konser kayıtları. Bunlar beni aşka bir dünyaya götürüyor. O andaki sıkıntılarım, ya da kafa yorgunluğum geçiyor. Piyano çalışırken zaten yaptığım işe konsantre olduğum için, o saçma ağrılar yok oluyor. Tutukluk, uyuşukluk gibi şeyler olmuyor.

Sizce günümüzün teknoloji tutsağı insanı, bozulan sağlığını nasıl onarabilir?

Bence en büyük ilaç, hareket. İnsanın sekiz saat televizyon ya da bilgisayar karşısında oturup sekiz saat de uyuduğunu düşünürseniz, on altı saat `hiçbir şey`e gidiyor. Bugünkü jenerasyonun en büyük sorunu bu, gençler tembel. Şimdi on beş yaşında olan bir çocuğun beş sene sonra yaşayacağı sorunlara inanamazsınız. Onların her tarafı ağrıyacak ve çözemeyecekler. Ne yapacaklar? Hap alacaklar devamlı. Hep alıp kendilerini zehirleyecekler. Daha kötü olacaklar. Bence gençlerin her şeyden önce düzenli spor yapmaları lazım. Artık o kadar çok imkân var ki. Tai Chi`sinden tutun, yogaya, meditasyona kadar. Bir de kesinlikle sigaranın bitmesi lazım. Öyle bir şeyin olmaması lazım dünya üzerinde. Ben kullanmıyorum ve kullanan arkadaşıma da kızıyorum, çünkü karşımda bir iskelet görüyorum. Tabii ki insanın ne zaman öbür dünyaya gideceği belli değil, belki de ben ondan on beş sene önce gideceğim sigara içmediğim halde, ama bu kıstas değil. En azından kendime bu rizikoyu vermiyorum. Yazık değil mi, on iki, on üç yaşında sigaraya başlıyor. Türkiye`de insanlar, sonra da otuz beş yaşına gelince kanser oluyorlar. Ben, yanımda birisi sigara içtiğinde, bana kokusu geldiği için rahatsız olmuyorum, ona acıdığım için rahatsız oluyorum; acıyorum adama, yavaş yavaş gidiyor, farkında değil! Ayrıca, üç dört yıldır besinlerime de çok dikkat ediyorum. Uykuma dikkat ediyorum, çok fazla ya da az uyumamaya çalışıyorum. Çünkü bu benim bütün günümü etkiliyor, pozitif kalmama yardımcı oluyor. Spora gidiyorum, o da piyano yaşantımı etkiliyor. Çünkü spora gitmezsem o zaman piyanoda belki mutsuzluk yaşayabilirim ama piyano çalışmazsam da öbür tarafta mutsuz olabilirim. Bunlar hep birbiriyle paslaşmalı gidiyor benim hayatımda. Piyano yaşantım sağlığımla ilgili olduğu için bazı şeylere karşı radikal önlemler aldım. Benden küçüklere tavsiyem, eğer kendilerini seviyorlarsa, kesinlikle sigara içmesinler, bilinçli beslenmeye dikkat etsinler.
Her şeyin doğal yolunu seçmek lazım. Klasik müzik için de dediğim gibi. Mesela bir sahilde yürümek, kesene uygun zevkini almak, bence bunlar en büyük ilaç. Yaşamın ritmini bozmadan, fazla hızlanmadan, fazla yavaşlamadan, kendi ritminde gitmek lazım. Bir başkası o ritmi size veremez.

Rüyam diye çok güzel bir besteniz var. Sizin rüyalarınız da müzikli mi?
Zaten bu Rüyam adlı bestem rüya görürken çıktı. Rüyam `ın ilk akorları si minör, fa diyez minör ve sol majör`dür. Ben bunu rüyamda duydum. Kendi piyanomun sesini duydum. Resmen o üç tonu duydum! Ben Rüyam `ı on senede bestelemedim, on beş, yirmi dakikada besteledim. Rüyamda o sesleri duydum ve uyanır uyanmaz hemen piyanoya koştum sabah sekizde. Benim çalışım değişti o besteden sonra, piyanoya dokunuşum değişti.

Peki rüyanız ne renk?

Çok güzel bir soru. Rüyamda ben pastel tonlar görüyorum. Kırmızı, mavi filan değil. Çok rahatlatıcı renkler görüyorum. Relax renkler.Röportaj: GÖKÇE TUNCER

Röportajın devamı için tıklayın

Burçin Büke ile müzik üzerine -3

istanbul.net.tr

Kare Kod (QR) Uygulaması

Sitemizde yer alan Mekan sahipleri ,etkinlik düzenleyenler, Kare (QR) kodunuzu oluşturun, bilgilerinizi mobil kullanıcılarla kolayca paylaşın. Oluşturduğunuz kare (QR) kodu yazıcınızdan basarak hemen kullanabilirsiniz.

Herhangi bir yorum yapılmadı ilk yorumlayan siz olun...
Yorumlar yaparak sesini duyur..!

SAYFAYI PAYLAŞIN

Facebook Twitter Google Pinterest Mesaj Email
KAPAT

HAKKIMIZDA

Hakkımızda iletisim Yasal Uyarı Reklam Android Apple
KAPAT