Hızır Tüzel ile mesleğini ve ünlüleri konuştuk

Röportaj ustası Hızır Tüzel, ünlülerin ağzından nasıl laf aldığını ve magazin gazeteciliğini anlatıyor...

Paylaş:

Yorumlar:

istanbul.net.tr Ocak 15, 2014
Magazin haberleri her zaman ilgi çekmiştir ama son yıllarda neredeyse haberlerin kendisi magazine döndüğü için, magazinin hayatımızdaki yeri daha geniş bir alana yayılıyor. Her televizyon kanalında, her gazetede ünlülere ya da ünlü olma için uğraşan insanlara ilişkin birçok haberle karşılaşıyoruz. Hayatımız tümden magazin sanki. Genellikle birbirine benzeyen magazin haberleri içinde bir isim farklılığıyla dikkat çekiyor. Radikal gazetesinde magazin dünyasının ünlüleriyle yaptığı röportajları ilgiyle okunan Hızır Tüzel bu kişi. Çoğu ünlünün belki sorularından biraz korktuğu ama eminiz ki bir gün röportaj için kapısını çalmasını beklediği Hızır Tüzel ile mesleğini ve ünlüleri konuştuk.
Ünlülerle yaptığınız röportajlarınız ilgiyle okunuyor. Genellikle bu alanda daha basit, daha hafif şeylerle karşılaşmaya alışkın olduğumuz için, sizin röportajlarınızda başka bir hava yansıyor.
Çıkan söyleşilerin çoğunda bildiğimiz şeyler konuşuluyor. Bir insan çok yakışıklı sayılıyor misal, gidip adama nasıl bu kadar yakışıklısınız diye soruluyor. Ya da çapkınlığı konuşuluyor. Kimse de gidip sormuyor ki, kardeşim sen neden bu kadar çapkınsın, sapık mısın diye. Ben bu tür insanlarla röportaj yaptığımda, gerektiğinde bir doktora bile kutu açarım, bu herif normal midir değil midir diye bilgi alırım. İşin aslı da budur zaten, evvelden böyle yapan abilerimiz vardı, ben de onlardan öğrendim. Şimdi bu tür gazeteciler pek kalmadı. Aslına baktığınızda bu mesleğin başında zaten soru sormak diye bir şey var.
Çalıştığınız gazetenin, Radikal’in yayın çizgisinin de bunda etkisi vardır herhalde?
Ben Kadınca’da da, Nokta’da da, Devriye’de de bu mantıkla gittim. Farklı bir iş yapmak hoşuma gidiyor. Zamanla Radikal’de bizim usul de tuttu. Farklı çevrelerden, farklı kültürden insanlarla söyleşiler yapmak, konuların biraz derinliğine inmek, farklı sorular sormak Radikal okuyucusundan ilgi gördü.
Röportaj yaptığınız kişiler genellikle magazin programlarında gördüğümüz, herkesin hayatlarını izlediği şarkıcı, manken, oyuncu gibi mesleklerden ünlü simalar. Onların hayatları hakkındaki gözlemleriniz neler?
Türkiye’nin halini bu cepheden değerlendirmek yanlış oluyor, çünkü burası yalan bir cephe. Buradan ancak Türkiye’nin sahte bölümünün değerlendirilmesini yapabilirsiniz. Çok farklı bir dünya, özel hayatlar meydanda, herkes ciyak ciyak konuşuyor. Herkes her şeyini anlatmak istiyor, feci bir histeri, narsizm, megalomani var. Ben bir röportaja gidiyorum, oturup bana aşkını anlatıyor. Valla ilgilenmiyorum diyorum, bana gitmiyor diyorum ama dinlemiyor, ben anlatayım da siz yine yazmayın diyor. Tanımadığı bir insana aşkını, bazen sırlarını anlatmak istiyor, feciler bunlar. Bu yüzden röportajcılığın eski zevki de kalmadı. Eskiden röportajcılıkta gidip karşındakinin ağzından laf almak derdiyle uğraşırdık, şimdi laftan geçilmiyor, artık her şey ortada.
Söyleşilerinizde ilginç olaylar da yaşıyorsunuzdur herhalde. Dışarıdan bakınca epey renkli bir iş gibi gözüküyor?
Elbette, her meslek gibi, her iş gibi ilginç ve keyifli yanları da oluyor. Fakat artık, birisine röportaja gidiyorum da ne açıklamalar alırım diye acemi gazeteci heyecanı doğrusu duymuyorum. Şimdi gideceğim de Deniz Akkaya’nın veya başkasının ağzından laf alacağım. Ne laf kalmış ki her şey ortada. Yeni bir şey söyleseler de sadece yalanlardan ibaret, hepsi demeyelim ama bir kısmı. Bu da neden? İşte güçte, doğru dürüst üretimde değil bu arkadaşlar, ne yapacakları belli değil, Türkiye gibi işte, siz artık ötesini düşünün. Konuştuğum insanların büyük bir kısmında biraz ünlü olmuşken, şova da çıkayım, reklama da çıkayım, onu da yapayım bunu da yapayım gibi bir zihniyet var. Çünkü bulundukları yerden öyle olması gerektiğini düşünüyorlar. Bir nevi yuppilerin, genç iş adamlarının ihtirasının yansıması. Tabii hiç memnun edici olmayan böyle bir devir yaşıyoruz.
Bu ünlülerle ya da sosyete diyelim, o çevrelerle işiniz dışında da ilişkileriniz oluyor mu? Hani bazı gazetecilerin pek sevdiği bir durum var; dün şununla şuradaydık gibi...
Hayır, benim sosyeteyle hiçbir ilişkim yok. Onların mekanlarına gitmem, kendi çevremdeki insanlarla, kendi mekanlarımda olurum. Zaten o çevrelerin, sosyetenin insanlarıyla hiçbir ilişkim olmadığı için, bir röportaja gittiğim zaman onlara basit, dümdüz sorular sorarım. Onlar da şaşırırlar. Mesela ilk zamanlar hep şunu sorardım. Ya, bu uçaklar nasıl uçuyor? Bazen ahlamaz, salak mı bu diye bakarlardı. Biraz eğlenirdim böylece. Tabii böylece biraz röportajı keyifli, eğlenceli hale getirdiğimi gördüm zamanla. Zaten benim mizacım böyle. Oradaki ortamı biraz daha rahatlatınca daha rahat ve renkli şeyler çıkabiliyor.
Artık epey kıdemlisiniz bu meslekte, bir şeyler kazanabildiniz mi?
Gazetecilikten zaten kim ne kazanmış ki biz kazanalım. Bir zamanlar televizyona bir dizi yapmıştım da oradan biraz kazandım.
Mesleğinizde, özellikle magazin gazeteciliğinde bir düzey düşüklüğü yaşanıyor göründüğü kadarıyla.
Var tabii öyle bir durum. Gazeteciler kendilerini her şeye muktedir ve hak sahibi sanıyor, karşılarındakine öyle davranıyorlar kimi kez. Bu belki de meslek cilvesidir, bizim de başımıza geliyor. Bazen tanımadığımız bir insana röportaja gittiğimizde biz de yanlışlıklar yapabiliyoruz. Şöyle ki: Çok soğuk bir şekilde, merhaba, nasılsınız diyor, işe başlıyoruz. Sanki karşımızdaki bizi zorlamış, röportajı o istiyor gibi. Adam bize bir ya da iki saatini vermiş ve bu öncelikle onun zamanı. Onun bu zamanını kullandığım, ona gittiğim için saygılı sıcak olmak zorundayım. Sonuçta o onun iki saati, ben ise işimi yapıyorum. Ben, genellikle pozitif şeyler aktarmak isterim röportajı yapacağım kişiye. Rahat olmasını falan sağlamaya çalışırım. Ama bazen tersi oluyor, karşı taraf bu pozitif hali engelliyor. Geç kalıyor ya da saygısız davranıyor falan...
Gazetecilik dışında ilgi alanlarınız var mı? Ya da, şöyle soralım, gazeteci olmasanız, hangi işle uğraşmak isterdiniz?
Sinemayı çok severim. Yıllar önce sinemacı olmayı çok da istiyordum. Bir gün o devrin önemli kurumu Sinematek’e gittim. Vecdi Sayar vardı orada, ona, ben sinemacı olmak istiyorum, dedim. Ne yapacaksın dedi. Abi öyle böyle değil, ben gerçekten sinemacı olmak, sinema sanatıyla uğraşmak istiyorum deyince, bana, sanat manat yok dedi. Git şu köşede seks filmi çekiyorlar onda oyna, ne bileyim ışıkçı ol bilmem ne ol dedi. Sanat falan, çıkar bunu aklından dedi. Yıllar sonra karşılaştık. Sizin yüzünüzden abi ben sinemacı olamadım dedim. Daha ne istiyorsun dedi.
Röportaj yaparken zorlandığınız kişiler oldu mu?
Hayır, genellikle hemen herkesi konuşturmayı başardım. Konuştururum da... Tabii ki, dilsizler zor konuşuyor. Bir de misal Demirel gibi durumlar var; bir sürü şey söylüyor ama karşısındakine istediğini vermiyor. Demirel ile röportaj yapmak çok idealimdir. Onunla hakikatten konuşmak istiyorum. Belli bir yere kanalize edersem onu, konuşturmayı başarırsam, bu işte gerçekten kendimi başarılı sayacağım.
Hızır Tüzel ile mesleğini ve ünlüleri konuştuk

istanbul.net.tr

Kare Kod (QR) Uygulaması

Sitemizde yer alan Mekan sahipleri ,etkinlik düzenleyenler, Kare (QR) kodunuzu oluşturun, bilgilerinizi mobil kullanıcılarla kolayca paylaşın. Oluşturduğunuz kare (QR) kodu yazıcınızdan basarak hemen kullanabilirsiniz.

Herhangi bir yorum yapılmadı ilk yorumlayan siz olun...
Yorumlar yaparak sesini duyur..!

SAYFAYI PAYLAŞIN

Facebook Twitter Google Pinterest Mesaj Email
KAPAT

HAKKIMIZDA

Hakkımızda iletisim Yasal Uyarı Reklam Android Apple
KAPAT