İstanbul Meyhanesinde Bir Kadın

Çiçek Pasajı`nın akordeonuyla sihirli sesler çıkaran müzisyeni Madam Anahid ile söyleştik.

Paylaş:

Yorumlar:

istanbul.net.tr Ocak 15, 2014
Her akşam neon ışıkları yandığın da, yıllara malolmuş emektar akordeonu ve Çiçek Pasajı na sinmiş gizemli tebessümüyle karışır gider Beyoðlu gecelerine.
Dilinden düşürmediği eski İstanbul tangoları, Rum Kasap Havaları ve Ermeni taverna şarkılarıyla sürdürür zamanın erozyonuna karşı eski İstanbul özlemini. Ta`ki saatler gelipte gongun sihirli sesi duyulmaya başladığında, ayakablarından birini unutarak terk eder sabaha yüz tutmuş yorgun geceyi.
Madam Anahid, hemen her köşesi hiç de yabancısı olmadığımız insan ve kültür mozayiğimizin gece rengi simalarından biri olmuştur Beyoğlu yaşamımızda. İki oğul ve torun sahibi olan Madam, düzenli aile yapısından hiç taviz vermeyen bir anne olmasının yanı sıra, çevresinde tutkun bir Hıristiyan olarak da biliniyor.
Günümüze kadar birçok gazete, kitap ve dergilerde, yaşamına yönelik yazı ve Röportajlara konu olan Madam Anahid, çevresine gösterdiği duyarlılık ve özellikle sokak hayvanlarına gösterdiği ilgisiyle de tanınıyor.
Geçtiğimiz Pazar, Tarlabaşı`nda ki evinde ziyaret ettiğim Anahit Hanım, dizinin dibinden ayırmadığı torunları ve kedileriyle karşıladı beni. Ardından tipik eski İstanbul adetlerine göre, likörlü, çikolatalı ve kahve ikramlı bir ağırlama. Zahmet etmemesini rica ettim ama huylu huyundan vazgeçmez, Madam Anahid eski bir İstanbullu. Sözü kendisine bırakıyorum.
Taksimde doğdum. Tarlabaşı nahiyesi. Birde ağabeyim vardı, uzun yıllar "Vartabed" olarak hizmet verdi İstanbulda. Vosgik Vartabed olarak tanınır. Annem piano tutkunuydu. İlk öğrenimimi Anaradhiğutyün Katolik okulunda bitirdim, çok güzel bir şapeli vardı hiç unutmam. Şimdi Taksim Sanat Evi oldu. Daha sonra lise eğitimimi Esayan Okulu`nda gördüm.
Müzikle, daha doğrusu akordeonla tanışmanız?
İlk gençlik yıllarım adada geçti, derin bir hikayedir, Rum bir komşumuz vardı, oğlu çok güzel akordeon çalardı. Erir, gıpta ederdim. Gönül verdim . Arto Benon`dan Akordeon dersleri almaya başladım ve anneme çok ısrar ettim bana bir akordeon alması için. Papa Jorj`un zamanıydı, gittik aldık akordeonu ve ardından doğru Saint Antonio`ya, koydum akordeonumu mimberin önüne adağımı yerine getirdim.
Madam Anahid, size göre İstanbul`un en güzel yılları hangi dönemdi?
30-35 yaşlarımın yılları. Bak Ayhan Işık`ın fotoğrafı duvarda. Bu duvara bak, Zeki Müren, Sadri Alışık, Kemal Sunal, Yılmaz Güney. Hepsi de iyi insanlardı, iyi sanatçılardı, beni çok severlerdi. Şimdi mazi oldular.
Sinemayla ilişkiniz oldu mu?
Şu an aklıma gelmiyor fakat birçok filmde rol aldım. `Arkadaş`, `24 Saat`, `Öğretmen` ve başka filmler. 35 yılım geçti Beyoğlu`nda, şimdi ihtiyar oldum.
Bugüne kadar olumlu veya olumsuz bir eleştiri aldınız mı?
Hayır. Hep sevildim, gülyaprakları döküldü başımdan aşağı. Hiç unutmam, Beyoğlu`nun önemli günlerinden biriydi. Eski belediye başkanı vardı Aytekin Kotil, çok severdi beni. Kiliselerde aramış, saatler sonra `Surp Yerrortutyün` `Üç Horan`da buldu beni. Güzel bir gündü, akordeonumla Belediye Bandosuna eşlik etmiştim alkışlar içinde. Fakat aile yaşantımdan hiç taviz vermedim ve bunca yıllık gece yaşantım içinde, içkiye hiç yer vermedim, sigarayı ise zaten sevmem, hiç bir kötü alışkanlığım olmadı. Eşim 15 yıl önce vefaat etti, o da seyehat gemilerinde müzisyendi.
Güncel yaşamınızda başka faaliyetleriniz var mı?
Evet. Bende bir de hayvanlara karşı bir düşkünlük var. Tarlabaşı Bulvarı açılmadan önce, yıkılan evimin bir odasında Hayvanları Koruma Derneği faaliyetlerine başladık. Düzenli toplantılarımız oluyor, çalışmalarda bulunuyorduk. 15 yıllık bir faaliyet döneminden sonra, bir gün evimiz istimlak edildi ve her şey mahvoldu. Para da alamadım, kiraya çıkmak zorunda kaldım. Kiracı oldum. Şimdi ise 10 yıldan beri, Osmanbey`deki Hayvanları Koruma Derneği`ne üyeyim. Toplantılara katılıyor, aidat ödüyorum. Hayvanlar muhtaç yaratıklardır, onlar Allah`ın bize emanet ettiği canlılardır.
Madam Anahid, mutlaka unutamadığınız anılarınız vardır.
Jhon Westmiller. Çok sevdiğim bir aktör. Hep yalvarırdım anneme beni onun filmine götür diye. Şu feleğin işine bak, İstanbul`a gelsin, Çiçek Pasajı`na gelsin, beni tanıştırsınlar, döne döne dans edelim, ertesi gün bütün gazetelerde sayfa olayım. Hey gidi günler. Bir başka unutamadığım anım, Balat `Surp Hreşdagabed` Kilisesi`nde oturmuşum, yalan dünya, yanımda Jamanak Gazetesi`nden Lili Koç vardı. Surp Astvadzadzin`in günü, hastaları iyi eden gün, çok kuvvetlidir Balat`ta ki Meryemana. O günlerde Pasaj satılmıştı. Aldılar, otel yapacaklar. Ben her oturuşta ağlardım Pasaj yýıkılacak diye. O gün Meryemana`nın önünden üç kez geçtik Digin Lili Koç ile. Bana bir makale yazmıştı ertesi gün Jamanak Gazetesi`nin birinci sayfasında, sende bu din, iman varken, 100 tane pasaj yıkılmaz üzülme` diye, hayatta unutmam. Ve hakikaten yazdığı gibide çıktı. Sahte tapu dediler, bozdular, pasajın satışı gerçekleşmedi. Ben de yaşıyorum, pasaj da hala yaşıyor. Umarım yaşamaya da devam eder.

Röportaj: Arman Tayran
İstanbul Meyhanesinde Bir Kadın

istanbul.net.tr

Kare Kod (QR) Uygulaması

Sitemizde yer alan Mekan sahipleri ,etkinlik düzenleyenler, Kare (QR) kodunuzu oluşturun, bilgilerinizi mobil kullanıcılarla kolayca paylaşın. Oluşturduğunuz kare (QR) kodu yazıcınızdan basarak hemen kullanabilirsiniz.

Herhangi bir yorum yapılmadı ilk yorumlayan siz olun...
Yorumlar yaparak sesini duyur..!

SAYFAYI PAYLAŞIN

Facebook Twitter Google Pinterest Mesaj Email
KAPAT

HAKKIMIZDA

Hakkımızda iletisim Yasal Uyarı Reklam Android Apple
KAPAT