Komikaze`nin yaratıcısı Erdil Yaşaroğlu ile sohbet

Türkiye`nin en sevilen karikatüristi Erdil Yaşaroğlu ile "Komikaze" üzerine konuştuk.

Paylaş:

Yorumlar:

istanbul.net.tr Ocak 15, 2014
Levent’te Gazeteciler Sitesi diye bir yerdeyim. Niye mi? Sözleştiğimiz üzere Erdil Yaşaroğlu’yla röportaj yapmak için, ismi BİYER olan şirketi arıyorum. Daha belirlediğimiz saate bayağı var, ben de o anlamda rahatım. Ne büyük hata yaptığımı anlamam çok uzun sürmüyor. Burada sokakta ne bir insan ne de köşelerde bir bakkal ya da büfe var. Ben öyle aranırken etrafta, peşime iki köpeğin takıldığını farkediyorum. Korkudan ağladım ağlıycam, zaten röportaja da geç kalmışım, titreye titreye köpekleri bir iki okşuyorum, neyse onlar da fazla uğraşmıyorlar. Ben öyle gözlerim yaşlı, aynı sokaklardan defalarca geçmekten yorgun, soracağım soruların hepsini unutmuş bir halde buluyorum BİYER’I. Kapıda Puşkin karşılıyor. Puşkin resimdeki “Sibirya Kurdu” nun adı. Bir de Olga varmış; kedi. Onunla teşrif olamadık. Sonra Erdil Yaşaroğlu’nun bulunduğu odaya çıkıyorum. İlk sorusu “nasıl kolay bulabildiniz mi?” Tamam kesin ağlıycam. “Sokaklarda adres soracak adam” yok diyorum. “Ha doğru ben onu telefonda söylemeyi unuttum” diyor. İşte anlayın her durumda sevecen, sempatik ve karikatürleri kadar sıcak, Erdil Yaşaroğlu.
(Bu giriş de az kalsın Ayşe Arman röportajlarının girişlerine benzeyecekti. Allahtan son anda kurtardım.)

Buraya gelmeden önce internetten sizinle ilgili bir araştırma yapayım dedim ve bir sürü şeyle uğraştığınızı gördüm. Şimdi size “neler yapıyorsunuz” diye sorsam, bir dolu şey anlatacaksınız. Onun için “en çok ne yapmayı seviyorsunuz?” diye sorayım ben.
En çok karikatür yapmayı seviyorum. Hala bana mesleğin ne diye sorarlarsa, “karikatüristim” diyorum.
Peki burada ne yapıyorsunuz?
Burası internet ve reklam ajansı. İsmi BİYER. Yeni bir ajans, sekiz aydır falan faliyette. Reklam departmanı daha yeni kuruldu. İnternet için şimdi “kumya.com” diye bir portal hazırlıyoruz. Su anda test aşamasında.
Bu kadar işin arasında karikatür çizmeye nasıl zaman buluyorsunuz?
Yıllardır bir çok iş yaptım zaten ben. 89 yılından beri televizyona program hazırlıyorum. Mutlaka yarısından çoğunu izlemişsinizdir. Karikatür haftada yarım günümü alıyor benim. Pazartesi akşamı gidip çiziyorum, ertesi sabaha bitmiş oluyor.

Bir de Komikaze.net var. O ne zaman internette yayınlanmaya başlandı? Niye böyle bir portala gerek duydunuz?
İlk tanıtım sitesi olarak başladı o. “Erdil Yaşaroğlu kimdir? Resim yapıyor, heykel yapıyor, yazı yazıyor, senaryolar yazıyor” falan filan gibi şeyler vardı. Onları insanlar bilsinler diye, internette böyle bir şey oldu. Sonra, “araya karikatürlerimi de koyayim” dedim, komik resimler çekip koyuyordum. Bir baktım insanlar bunlara daha çok ilgi göstermeye başladı. Tabi “Koca Kafalı Erdil n’apıyor?” kimsenin umurunda değil. Ben de onu geri çektim. Bölümler çoğaldı, yirmiye falan çıktı şimdi. Siteye giren sayısı; gunde on bin civarında, o bölüme üç yüz kişi giriyor sadece. Merak etmiyorlar yani.
Leman’da çizmeye ne zaman başladınız?
Leman 1989’da başladı. Limondu ozaman.
Peki Marlon?
Marlon da 93’te falan çıktı. “Dedilerki, bir de tip yap. Komikaze köşesi çok seviliyor. Tip hem kalıcıdır.” Diye kandırdılar beni. Bir ay falan çalıştım. Oradaki “Marlon” karakteri aslında, Komikaze’de çizdiğim kötü çocukların abartılı uzantısı ve çok klasik halidir. Marlon nedir? Bir mafya babası, bir tane de yanında salak bir bodyguard. Dünyanın en klasik tiplemesidir. Tükendi espiri mantığı, biraz daha basit.
Televizyon programlarında da birçok kişiyle çalışmışsınız; Okan Bayülgen, Beyaz…
Okan’la, Beyaz’la, Cem Özer’le, Yonca Evcimik’le…
Kendiniz bu tarz bir program yapmak istemediniz mi hiç?
Bu tür teklifler gelmedi değil. Şu anda bile bir tanesi üzerinde tartışıyoruz. Çok komik teklifler de geldi, “Tefal’in kadın programını sunar mısın?” işte veya “Bir tane Komikaze diye müzik eğlence programı yapalım, Behzatla Süheylin karşısına” gibi teklifler geldi. Şaka gibi. Başka bir meslek bu yaa. Bu bir ifade tarzıdır. Ben hayatımda kendimi karikatür çizerek, yazı yazarak ifade ediyorum. Söyleyecek bir şeylerim var dünyaya karşı, ben bu metodları seçtim. Çok özel belki ama, heykel ve resim yapıyorum.
Siz en çok kimin karikatürlerine gülüyorsunuz?
Selçuk Erdem’e bayılırım, Türkiye’de mesela. En güldüğüm karikatüristlerden birisidir.
Dünyada karikatür mantığı biraz daha farklı gibi. Yazıdan çok çizgiye dayalı bir güldürü anlayışı var…
Karikatür mantığı birazcık farklı Türkiye’den Bizim yaptığımız tarzda çok çizen yok. Genelde, yurtdışı daha pazara yönelik olduğu için, tipleme çok ön planda. Garfield, Snopy gibi. Marlon tadında yani, nedeni de şu; gazeteler daha çok tercih ediyor, çünkü okuyucu ona ısındımı bir daha kopamıyor. Animasyon da yapıyorlar… Öyle bir pazar var. Onların gücü şu bütün dünyaya satabiliyorlar.
Türkiye’de yapılsa pazarı olmayacak mı?
Animasyon çok pahalı bir şey. Dünya markası haline getirebilirsen ancak başedebilirsin. Haftalık bir animasyonu yapmaya kalksan Memoli Dizisinin 20 katı maliyetli olur. Rakamları uyduruyorum, ama kabaca rakam vermek gerekirse böyle bir şey. Diziyi hazırlayan yüz kişiyse animasyon ekibi 500 kişi olmalı. Türkiye pazarı yetmez buna. Kanal D’de yayınlatmak istiyorsan mesela şöyle demen lazım; “Merhaba ben bölüm başına 200 bin Dolar istiyorum” onlar da kıçıyla gülecek tabi.
Başka projelere de böyle astronomik rakamlar ödendiğini duyuyoruz ama…
İlk Number One kurulduğunda, çok açık konuşuyorum, Ali Karacan bir animasyon yapmamı istedi. Günde ikibuçuk dakikalık bir animasyon. O zaman ki rakamlarla, “olmaz” dedim. Çünkü çok maliyetli bir şey. Yine de bir fiyat teklifi istediler, yazdım bir teklif, Number One TV’nin aylık bütçesinin 3 katıydı.
Sinema alanında çalışmayı düşündünüz mü? Gerçi senaryo yazdınız.
Film senaryosu yazdım yayınlanmadı. Reklam senaryoları yazdım. Programlara falan yazdık. Beyaz’ın bütün şovları, MR.VEB ekibiyle birlikte.
Beyaz’ın programlarının tümünü siz mi yazıyordunuz?
Star’daki bölümlerini saymazsak ilk Kanal D’deki programlarının içindeki bölümleri, belgeselden, Hayvanlar Alemine kadar biz yazdık. Hatta Beyaz’ın sorduğu sorular, düzenlenen atraksiyonlar. Konuk geliyor, bir tane “single”ı var diyelim, 17 yaşında bir kız. “Komik bir anınızı anlatır mısınız?” diycez mesela. Komik bir anısı yok ki meslekle ilgili. Biz ona komik bir anı yazıyoruz. “Al bu senin anın olsun, programda anlat”, anlatanlar da oldu. Bir tane tiyatro oyunu uyarladık.
Sinemayla aranız nasıl?
Gayet iyi. Korkunç bir sinema izleyicisiyim. Ertem Eğilmez hastasıyımdır mesela, hepsini izlerim Eski Türk Filmlerinden. Son dönem dersen, Cem Yılmaz’la Mazhar Alanson’un yaptığı film güzeldi mesela. Yılmaz’ın filmi yine hoşuma gitti. Bu 80 sonrası entel film furyasından çok sıkıldım Vardır ya 15 dakika konuşmadan biribirine bakan Zuhal Olcay’la bilmem kim filmleri, hakikaten ölüyordum. Bir senaryo yazdık, bekliyor hala. Bir tane Cem Yılmaz’la projemiz var.
Okul ne durumda?
Heykel bölümündeyim. Diplomadayım. Bu Haziran’da bitirmeyi düşünüyorum.
Yine bir TV çalışması var mı?
Televizyonu 2000 yılında bıraktım ben. Şimdi internetle ilgili bir yarışma- talk show için sunuculuk teklifi geldi. Vaktimi almayacak bir şey. Eğlenceli olabilir. Onun üzerine çalışıyoruz olur mu olmaz mı bilmiyorum.
Erdil Yaşaroğlu Kimdir, Ne Yapar?
www.komikaze.net

Röportaj: Elifcan Karacan

Komikaze`nin yaratıcısı Erdil Yaşaroğlu ile sohbet

istanbul.net.tr

Kare Kod (QR) Uygulaması

Sitemizde yer alan Mekan sahipleri ,etkinlik düzenleyenler, Kare (QR) kodunuzu oluşturun, bilgilerinizi mobil kullanıcılarla kolayca paylaşın. Oluşturduğunuz kare (QR) kodu yazıcınızdan basarak hemen kullanabilirsiniz.

Herhangi bir yorum yapılmadı ilk yorumlayan siz olun...
Yorumlar yaparak sesini duyur..!

SAYFAYI PAYLAŞIN

Facebook Twitter Google Pinterest Mesaj Email
KAPAT

HAKKIMIZDA

Hakkımızda iletisim Yasal Uyarı Reklam Android Apple
KAPAT